I. Uluslararası Aşı Gerçekleri Sempozyumu, 8 Mart 2020 tarihinde gerçekleştirilecektir.

Aşağıdaki metin sempozyumu ilk duyurduğum tarih itibari ile yaşanan sürece cevabımdır.

 

"Cahiller" dendi. 

 

Cahil değilim, sadece hekim değilim. Ses mühendisiyim, yüksek lisansımı Amerika'da yaptım. Üzerine Romanya’da Victor Babes Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nde nöroanatomi, nöroelektrofizyoloji, biofeedback eğitimi aldım. 2013 yılından 2019 yılına kadar, Türkiye'de hem satışı hem kullanımı serbest olan biofeedback cihazı ile Kalamış ve daha sonrasında Göztepe'deki ofislerimde tek başıma biofeedback uyguladım. 2019 yılında Sağlık Bakanlığının bu sistemi artık sadece hekimlerin kullanımı ile sınırlaması üzerine uygulamalara son verdim. Sağlık bakanlığının bu düzenlemesi dahi, cihazın, yasaklı bir cihaz olmadığını, etkili bir sistem olduğunu ortaya koymaktadır.

 

Toplumun hekim olmayan geri kalanı cahil midir? 

 

Herşeyden öte ben bir mağdur olarak hareket ediyorum. Ben HPV (Rahim ağzı kanseri) aşısı sonrası epilepsi oldum, bir de üzerine cerrahi müdahale olmazsa kesin kanser gözü ile bakılan üst seviye rahim ağzı dejenerasyonu(CIN3) yaşadım. 

 

"Müzisyen" dendi.

 

Evet! Müzisyenim! 5 yaşında konservatuara başladım, piyano eğitimleri aldım, 16 yaşından beri şan çalışıyorum. Bunun bir kusur gibi gösterilmesi beni çok şaşırttı.

 

"Toplum sağlığını tehdit ediyorlar" dendi. 

 

Toplum sağlığını tehdit etmiyorum. Toplum sağlığına yönelik olası tehditleri afişe ediyorum.

 

Benim sağlığım toplum dışı mı?

 

Herhangi bir tıbbi müdahale yapılıyor, bir ilaç veriliyor, bir uygulama yapılıyor ve siz sağlığınızı kaybediyorsunuz, zarar görüyorsunuz ve bunu dile bile getiremiyorsunuz. Dile getirdiğinizde aşağılanıyorsunuz, hakaretlere maruz kalıyorsunuz. Cahillikle, toplum düşmanlığı ile suçlanıyorsunuz. Size konuşamazsınız deniyor. Zarar gördüğünüz uygulamayıda yapmak zorundasınız deniyor. 

 

Herkes bedenine ve çocuğunun bedenine yapılacak uygulamalarda söz sahibidir. "Hayır değilsin, ben hekimim ve ben ne diyorsam onu yapmak zorundasın. Uzman değilsin, konuşamazsın" deniyor. 

 

Evet, uzman değilim ancak bir konuyu sadece uzmanlar tartışabilir ve onların dediği yapılmak zorundadır deniyorsa, o zaman hepimiz iktisatçıların gösterdiği yatırım enstrumanına yatırım yapmak zorunda olalım ve bu konuyu tartışamayalım bile.

 

Böyle bir anlayış olabilir mi? Bilim insanının görevi toplumu aydınlatmak değil midir? 

 

Aşılar hukuki olarak zorunlu değildir. Tedavi red hakkı gibi, aşı red hakkı da vardır. Herhangi bir hastalığı olmayan bir kişinin hiçbir gerekçe göstermeksizin aşı olmama hakkı vardır. Bu hak, ulusal ve uluslararası hukukla güvence altına alınmıştır. Tanınan bu haklar kullanıldı diye itibarsızlaştırma saldırıları kabul edilemez ve bu saldırılar etik değildir.

 

Bu müdahale'nin hukuka uygunluğunu sağlayan asıl unsur "rıza"dır. Böylece rıza varsa, sağlık çalışanları haksız fiil veya kasten yaralama nedeniyle sorumlu tutulmamaktadır. 

 

Anayasamızın 17. maddesine göre, “tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz”. Anayasa Mahkemesi de “temel hak ve hürriyetlerin en başta geleni, yaşama hakkı ve beden bütünlüğü üzerindeki haktır” görüşündedir.

 

Medeni Kanun’un 23/3 maddesi de rızadan açıkça bahsetmektedir: “Yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik maddelerin alınması, aşılanması ve nakli mümkündür”. Aynı kanunun 24. maddesinde de “kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası… ile haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır."

 

"Bilim karşıtı sempozyum" vurgusu yapılıyor.

 

Esas bir konuyu tartışamazsınız demek onu tabulaştırmak, bilim dışına itmek değil midir? Soruyorum bilim bu yaklaşımın neresinde? Bu bilimden çok orta çağ Avrupasına benziyor. Olgulara ve ortaya konulan sorunlara odaklanılacağına, aşı karşıtları hedef gösterilip, cadı avı başlatılmaya çalışılıyor.

 

Ortaya konulan hiçbir soruna cevap verilmedi, tersi olduğu ispatlanmadı.

 

Her zaman içerik yerine söyleyenin kişiliğine hakaretler yağdırıldı. En iyi halde eleştiriler için, "öyle olmadığı ortaya konuldu" denmekten öteye gidilmedi.

 

Aşı ile ilgili şikayetleri olanların, çıkar peşinde olduğu söylendi. Fakat, aşılar medikal ürünlerdir. Bir ürünü tüketmek istememenin nasıl bir çıkarı olabilir?

 

Aşılar, üzerinde çalışmalar bitmiş, ya da gelişmeyecek kusursuz ürünler midir?

 

"Aşı karşıtları ilaç firmalarının adamlarıdır." dendi. 

 

İlaç firmaları zaten aşıları üretmektedir, bunlar ayrı firmalar değildir.

 

"Aşı Karşıtları" dendi.

 

Ben aşı karşıtı değilim! 

Toksin karşıtıyım! 

Mrc-5 karşıtıyım! 

Formaldehit karşıtıyım! 

Genetiği değiştirilmiş organizma karşıtıyım! 

Glifosat karşıtıyım! 

Yabancı DNA karşıtıyım!

 

Milli aşı istiyorum! 

Güvenli aşı istiyorum! 

Tatmin edici bilimsel araştırmalar istiyorum! 

 

Milli aşı, sadece paramız dışarı gitmesin meselesi değil, onunla beraber, gerekli, güvenli, etkili, genetik yapımıza uygun, coğrafyamıza uygun aşı demek olmalıdır.

 

Yoksa aşılar bu hali ile bir milli güvenlik sorunu olma noktasına dayanmıştır.

 

"Gerici" dendi. 

 

Gerici değilim, ben bir vatanperverim, ben bir Atatürkçüyüm. Devletime ve vatanıma bağlıyım. Benim bugün Atatürkçülükten anladığım Amerikan Emperyalizmine karşı savaşmaktır. Vatanıma canım feda!

 

"Sahtekar" dendi

 

Sahtekar değilim. Yeditepe Üniversitesi gönülden bağlı olduğum, ekmeğini yediğim bir kurumdur. Yeditepe Üniversitesi'nin bilgisi dışında, onların adını kullanmışım gibi bir algı oluşturuldu. İptal durumunun, kurum içi birimlerin iletişim eksikliğinden ötürü ortaya çıkmış olabileceğini düşünüyorum. 

 

"Parayla yapılan sempozyum" dendi.

 

Bunu söylerken çıkar amacı güdüldüğü algısı yaratılmak istendi. Parasız yapılan sempozyumların sponsorları vardır. Arkasında güçlü sponsorların olması mı tercih edilirdi? Bu sempozyumu tek başıma düzenlemekteyim.

 

100TL bilet fiyatı ile 500 kişilik organizasyon yaparken, tamamı satılsa dahi ele geçecek rakam 50bin TL'dir. Yurt dışından gelen konuşmacıların uçak biletleri, otelleri, transferleri, yemekleri, belgeselin gösterim hakkı bedeli, salon bedeli göz önünde bulundurulduğunda, gelir elde edeceğimi düşünmek matematik yoksunluğudur.

 

Aşılardaki sorunları sorgulayan insanlar, bilim karşıtı, orta çağın karanlığı olmakla itham edilirken Bill Gates’in derneği "Bill and Melinda Gates Foundation" aydınlığın sözde temsilcisi oldu.  "Dünyada 6.8 milyar insan yaşıyor, bu yakında 9 milyara ulaşacak. Aşılar, sağlık sistemi ve üreme sağlığı hizmetlerimizle iyi bir iş başarabilirsek, bu oranı 10% veya 15% indirebiliriz." diyen Bill Gates’in derneği George Soros Açık Toplum Enstitüsü ile birlikte Dünya Sağlık Örgütünün en büyük özel fonlayıcısıdır.

 

Daha konuşacak anlatacak çok konu var ama bunların hepsini 8 Mart 2020'de 1. Uluslararası Aşı Gerçekleri Sempozyumu'nda yabancı ve Türk konuklarımız ile birlikte tartışacağız.

 

Son olarak bu yazıyı yakın zamanda kaybetmiş olduğumuz değerli Amiralimiz Soner Polat'ın sözleri ile bitirmek istiyorum. 

 

"Dünyadaki tüm değişim ve gelişmeler azınlık gibi görünen çevrelerin amansız mücadelesi sonucunda hayata geçer. Bazen bir kişi bile büyük bir fark yaratır. Eğer bu cesur ve öncü insanların büyük bedeller ödeyerek verdiği mücadele olmasaydı, insanlık bugün emekleme döneminde olurdu."

 

 Kamuoyuna saygılarımla duyurulur,

 Su Asaad

Türkçe TR